BAŞİSKELE
TARİH

ANTİK DÖNEM

Başiskele, İzmit’in hemen güneyinde ve tam karşısında yer aldığı için tarihi de İzmit tarihi çerçevesinde şekillenmiştir. Hatta ilk İzmit, Megaralılar tarafından Seymen ile Karşıyaka arasında (karayolunun güney sırtında, muhtemelen Kurdoğlu mahalli civarı) Astakoz adıyla bağımsız bir kent/site devleti olarak kurulmuştu. Etrafı surlarla çevrili olan şehir, tarım ve ondan daha ağırlıklı olmak üzere liman faaliyetleri ile geçimini sağlıyordu. Şehrin bağımsızlığının ve zenginliğinin numunesi olan M.Ö. 712 tarihli ilk Astakoz parası halen İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bazı kaynaklara göre ise Astakoz MÖ 680’lerde Kalkedonlularca kurulmuştur. Yer olarak da farklı tespitler vardır. Kimi Serdar Mahallesi’ndeki askeriyenin olduğu düzgün tepede (aradaki Döngel Deresini saymazsak Karşıyaka tarafındaki tepeyle hat olarak birleşir), kimi Astakoz Akropolisinin Damlar Mahallesi batı uzantısında bulunan ve halkın Panayır dediği basık tepede olduğu kanısındadır. Kimileri de Başiskele İlçesi’nde Astakoz ve Olbia adlarıyla 2 ayrı antik kentin varlığı konusunda hemfikirdir. İzmit – Gölcük Yolu inşasında Karşıyaka civarında çıkarılan keramikler (MÖ V5.yy), Roma sütun başlıkları ile su kanalı izleri, Seymen Sahilindeki buluntular ve Bahçecik Battı-Çıktısı öncesindeki ışıklı kavşak çalışmaları sırasındaki bulgular, şimdiki Belediye ve Kaymakamlık binalarının bulunduğu bölgede yapılan kurtarma kazıları Olbia ve Astakoz adlarıyla 2 ayrı antik şehrin varlığı ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

MÖ 435’lerde yeni gelen göçlerle birlikte daha da güçlenip çevreye yayılan Astakoz, konumunun avantajlarını kullanarak zamanla Marmara ve Karadeniz ticaretine tek başına hâkim hâle gelmişti. Kuruluş tarihi itibariyle Roma’dan sonra (İstanbul henüz kurulmamıştı) ikinci sırada gelen Astakoz’la alâkalı bir çok rivâyet bulunur. Adının Aslardan / Astlardan (Hititler yada Osetler) geldiğini öne sürenler olduğu gibi Seymen önlerinde ilk avladıkları hayvan olan dev ıstakoza şükür adağı olarak verdikleri isimden geldiğini söyleyenler de bulunmaktadır. Güçlü donanmasına rağmen Astakoz, sürekli saldırılar ve depremler nedeniyle zamanla harâbe hâline geldi; sonra da Bitinlerin eline geçti. Bitinya Kralı I.Nikomedes ise şehri daha korunaklı karşı kıyıda yani bugünkü İzmit tarafında yeniden kurdurdu (MÖ 262 yada 264). Astakoz’un şöhreti karşı kıyıdaki Nikomedia’ya geçmesine rağmen kentin harâbeler üzerinde kısmen tekrar inşa edildiği hatta Konstantinopolis’in (İstanbul) kar ihtiyacı için Olimpos (Uludağ) Dağından getirilen karların günümüzde Taş/Buz Burun denilen Posidyum Burnundan gemilere yükleme yapıldığı ifade olunmaktadır.

Bitinya Krallığı sonraki süreçte Roma’nın bir Eyaleti olarak varlığını sürdürdü. Roma İmparatorluğu’nun MS ilk asrında Nikomedya ve çevresinde sıkı bir bayındırlık faaliyeti vardı. Şehir içindeki yollar onarıldığı gibi eski Astakoz şehrinin limanı olan Taşburun İskelesinden başlayan ve Nikaia’ya (İznik) uzanan bir yol açılmıştır. Bundan başka Vezirçiftliği Mahallesinden başlayan ve yine İznik’e uzanan yol ile Seymen’den başlayıp Ilıca’ya (Yeniköy-Yazlık) çıkan yol halk arasında Bağdat Yolu olarak anılır. Bu dönemde metruk Astakoz Tersanesi de Eribolos (Seymen) adıyla onarılmış; zamanla bir deniz ve ticaret merkezi hâline gelen Nikomedia ise İmparator Diokletyanus zamanında (280-306) Büyük Roma’ya başkentlik yapmıştır.

İmparator Jüstinyen döneminde (6.yy) Başiskele Sahilindeki Taşburun’dan Nikomedya’ya denizden başlayan yol bağlantısı yapıldığı söylenmektedir. Hatta bazı kaynaklar (A.N.Galitekin) Gölcük Kavaklı Burnundan İzmit SEKA İskelesine ve Başiskele’den Derince istikametine doğru birbirine çapraz 2 ayrı taş yolla ilgili kanıtlar ileri sürmektedirler.


D.ROMA (BİZANS) – SELÇUKLU DÖNEMİ

Nikomedia’nın kuruluşundan sonra da Astakoz’un küçük bir kent olarak Eribolos (Erbolos/Eribolon) adıyla varlığını sürdürdüğü hatta 11-12.yy kaynaklarında (A.Komnena) Aer ile Eribolos ismiyle anılan 2 limanın eski Astakoz’un devamı olduğu ve “İzmit Körfezinin doğu kıyısına yakın” diye tarif edilen Aer’in eski Başiskele İskelesi, “Nikomedia’dan Nikaia’ya giden yol (İzmit-Bahçecik-Melemşe-Kırıntı-İznik) üzerinde ve Nikomedia’nın karşısında bir liman” olarak tarif edilen Eribolos’un da Seymen İskelesi olduğu kabul edilmektedir. Dahası bu yol güzergâhında bulunan ve stratejik öneme sahip olan Basileia adlı yerleşim yerinin bugünkü Bahçecik (Şehit Ekrem ile Kılıçaslan Mahalleleleri) olduğu ve Bizans Komutanlarından Taticyus (Tetikos) 1085’te Süleyman Şah komutasındaki Türkiye Selçuklularınca alınan Nikomedya’nın (Nikumidiya, İznikumid) kurtarılması gayesiyle Eribolos’un güneyindeki bu beldeden uzun süre kontrol amaçlı İzmit’i gözlediği belirtilmektedir.

İzmit ve İznik’e hâkim olarak 1075’te Anadolu/Türkiye Selçuklu Devletini kuran Kutalmışoğulları, birkaç yıl içinde Kadıköy ve Üsküdar’a kadar ulaşmışlar, Bizans ile de Maltepe (Dragos Çayı) Antlaşması yapmışlardı (1081). Süleyman Şah’ın Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş’a yenilmesi ve ölmesinden sonra Tatikius tekrar İzmit’e (Nikomediya) ve İzmit Körfezine hâkim olmayı başarmıştır (1090). Hatta İmparator A.Komnenos’un inşaat malzemeleri, mimar ve işçilerle yüklü gemilerle İzmit müstahkem mevkiini kontrol altına alacak bir kale inşası için Donanma Komutanını görevlendirdiği; Samanlı Dağları eteklerinde ve İzmit Kalesi’nin tam karşısında yapılan bu kalenin Bahçecik’e (Basileia) denk düştüğü ve daha çok kontrol ile gözetleme amaçlı bir yapı olduğu ifade edilmektedir.

11.yy sonlarında başlayan Haçlı Seferlerine kadar kısa bir dönem Türk hâkimiyetiyle tanışan Başiskele yöresinde Bizans daha doğrusu Doğu Roma dönemine ait az miktarda kalıntı bulunmaktadır. Bahçecik merkezdeki Yaylacık su kemeri ve tünelleri (2 ayrı çeşmeye çıkar) o döneme aittir. Menekşe/Melemşe Yaylasındaki manastır kalıntılarının (lâhit, sarnıç ve kanallar) Cenevizlilere ait olduğu sanılmaktadır. Kezâ Servetiye Karşı Köyü altlarında Sıcakdere ile Soğukdere’nin birleştiği Beşkayalar mevkiinin 100 m. derinliğinde Cenevizlere ait toprak kaplar, kahve fincanları, küçük zarif kap-kacaklar ve tunç istavroz bulunmuştur. Aynı şekilde Menekşe Yaylasındaki bir ev (M.Azak) yakınında bulunan küçük ocakların odun kömürü üretimi için kullanıldığı düşünülmektedir. Sonradan Yaylaya yerleşen Ermenilerin de bunu ticaret erbâbı Cenevizlerden öğrendiği, Cenevizlerin dağlardan istihsâl ettikleri kereste, odun kömürü, tunç ve bakır kaplar gibi ticarî metanın Eribolos (Seymen) Limanına ulaştırmasında Basileia (Bahçecik) Kalesini aktarma istasyonu gibi kullandıkları tahmin edilmektedir.

Ayrıca 1902-1905 ıllarında Başiskele’de (Bahçecik) ikamet eden biyo-fizikçi Robert Chambers’ın anılarında “Bardezag Dağları üzerinden İznik’e dek uzanan ve güzergâhında Antik bir Han da bulunan, kesme taştan yapılmış antik bir yoldan bahsetmektedir. Mağaza Yolu (The Store Road) olarak isimlendirdiği yolun Doğu Roma devrinden kaldığı sanılmakta ve günümüzde de yer yer izlerine rastlanılmaktadır. Aynı yazar, Melemşe’deki kilise kalıntısına giden ve Arnavut taşıyla döşenmiş yolun da Cenevizlerden kalma tarihî bir yol olduğunu beyan etmektedir.

Antik Yolun veya diğer adlarıyla Eski İpek/Bağdat Yolunun, Kullar Vezirçiftliği Mahallesinde bulunan ve İzmit’e giriş öncesindeki Kilezdere Köprüsü’nün de 16.yy’da Osmanlılar tarafından yeniden yapımına değin Roma mimarîsinin bir örneği olarak hizmet verdiği değerlendirilmektedir.

OSMANLI DÖNEMİ

Kocaeli havâlisi, 14.yy’ın ilk yarısından itibaren Akça Koca, Orhan Gazi, Kara Mürsel gibi öncü isimlerle Osmanlı İdaresine geçmiştir. 1530 yılına ait bir haritada Başiskele İlçesi içerisinde Çınarlu-dere (Yuvacık) ile Yenice (Yeniköy) yerleşimleri gözlenmektedir. Fakat Roma devrinden beri yapımı planlanan İzmit Körfezi’ni bir kanalla Sapanca Gölü üzerinden Sakarya Nehrine bağlama düşüncesi, Sultan III.Murad döneminde Veziri-i Âzam Koca Sinan Paşa tarafından proejelendirilmiş ve bu kapsamda Doğu ile Orta Anadolu’dan Ermeni ustalar, Rumlar ve Türk askerlerini kapsayan 30 bin kişilik amele/işçi ordusu nakledilmişti (1591). Kanal Projesi çeşitli nedenlerden dolayı sürdürülemese de gelenlerden özellikle Ermeniler, Anadolu’daki Celâlî İsyanları sebebiyle geri gönderilmeyip Bahçecik, Akmeşe, Arslanbey gibi yerlere yerleştirilmişlerdir.

Bardızag ismiyle kurulan ve İran’dan kaçan Ermenilerle birlikte çoğalan beldenin gayrimüslim halkı için Osmanlı Padişahları 17, 18 ve 19.yy’larda imtiyaz fermanları yayınlamışlardır. Ermeni yerleşimi Bağçecik/Bahçecik haricinde Ovacık/Yuvacık, Döngel gibi yerlere yayılmış, Rum yerleşimi ise Yeniköy merkezli varolmuştur. Bu dönemde yöredeki arazilerin çoğunun Türk/Müslüman vakıflarına ait olduğu görülmektedir. Bilhassa Bahçecik/Bardızag zamanla önemli bir ticarî merkez hâline gelmiştir. İzmit Sancağına bağlı bir bir bucak (nâhiye) olan Bardızag nâhiye müdürleri, karakol komutanları ve dinî misyon şefleri ile yönetilmiş; manastırlar, kiliseler ve ipekböceği fabrikalarına (filatör/kozahane) sahip olmuş; günün her saatinde yaylı arabalarla (landon) Seymen’e, Seymen İskelesinden de İzmit’e muhtelif deniz vasıtalarıyla geliş-gidiş gibi imkânlara kavuşmuştu. I.Dünya Savaşı öncesinde Bahçecik 2000, Yeniköy 500, Yuvacık 500 ve Ayazma’yla (Yeşilkent) birlikte Döngel (Karşıyaka) 100 civarında gayrimüslim haneye sahiptir. Şimdiki Başiskele İlçesi sayılan Bahçecik Bucağı’nda Müslüman nüfusu ise o sıralarada 4’te 1 oranındadır. Bu beldelerde açılan okullar arasında en meşhuru 1873’da Amerikalı Misyonerlerce açılan Bardızag Amerikan Koleji (Bithynia High School) idi ve genç kuşakları Protestanlaştırmakla kalmadı hem Cihan Harbi hem de İstiklâl Harbi esnasındaki Ermeni Çetelerine ve Komitacıılarına yataklık yaptı; Yuvacıklı Vahan, Bahçecikli Karabet ve Arslanbeyli Donik bunların meşhurlarındandır.

Başiskele Dağları, İstanbul’un odun ve Donanmanın kereste ihtiyacını karşılayan, bu yüzden özel korunan yerlerden biriydi. Kezâ Darphane için çam kömürü ve İzmit’le İstanbul’da satılmak üzere odun kömürü üretimi yapılırdı. Sultan III.Selim zamanındaki kurulan Nizâm-ı Cedid Ordusu’nun birçok ihtiyaçları Bahçecik Nâhiyesinden karşılanmış ve Sultan II.Mahmud zamanında da Kapanönü Sipahileri 40 gün boyunca Bahçecik’te konaklayarak idman yapmışlardır (1832).

Kocaeli’de ilk yayınlanan gazete ve dergiler İzmit’le birlikte Bahçecik’te basılmıştır. Surhantag (Ulak) ve Pamper Bardızagyan (Bahçecik Sözcüsü) gibi 19.yy ortalarına ait yayınlar Misyoner Koleji’ndeki modern matbaanın da desteğiyle 20.yy başlarında çeşitlenerek onlarca adede ulaşmıştır. Amerikan Mektebi’nin meslek atölyeleri, yatakhaneleri, yetimhane ve sınıf mevcutlarının artmasıyla doğru orantılı olarak 1894-95’ten itibaren silah - bomba yığınakları ile terörize eylemler de artış göstermiştir. Hatta Sultan II.Abdülhamid’e yapılan suikastlerle (1902, 1905) ilgili olarak sorgulanan ve evleri, işyerleri aranan Bahçecik Ermenilerinden bazıları suçlu görülerek turuklanmıştır.

Osmanlı Devleti’nin 1877-78 Savaşı (93 Harbi) sonrasında Karadeniz, Kafkaslar ve Balkanlardan getirilen Müslüman Muhacirleri bölgeye yerleştirirken hem bir denge kurmaya hem de ilerde Devlete karşı olabilecek bir kalkışmaya karşı tedbir almaya çalıştığı açıktır. Ermeni - Rum Çetelerinin Dünya Savaşı sırasındaki eylemleri; Kullar, Yuvacık, Seymen ve civar köylerde yaşanan katliamlar tahminlerin ötesinde oldu. Bu meyanda savaşın en can alıcı noktasında iki ateş arasında kalan Osmanlı, 1915 yazında Tehcir (Zorunlu Göç) Kararı aldı ve Başiskele Ermenileri de dâhil olaylara karışma eğiliminde olanları Suriye’nin kuzeyindeki savaşın olmadığı alana (Deyr-i Zor) geçici iskân ettirdi. Gidenlerin birçoğu Savaşla beraber kaybettiğimiz o topraklarda kaldı.

Savaş bitimiyle (1918) geri dönen yaklaşık 3’te 1’lik kesim eski mülklerine kavuştuysa da bağımsızlık için başlatılan Millî Mücadele’ye de eski Çetecilik/Komitacılık alışkanlıklarıyla yaklaşım sergilediler. İşgalci İngiliz ve Yunan Kuvvetleriyyle işbirliği yaptılar. Fakat Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşmasıyla birlikte kalan Rum ve Ermeniler de Düşman Ordusuyla kaderbirliği hâlinde yöreyi terketmişlerdir. Çevre köylerden inen Müslüman ahâli ile 1924 Mübâdelesi’nde Yunanistan’tan getirilen İslâm nüfus onlardan boşalan beldelere yerleşmişlerdir. 20.yy boyunca da gerek ülke içinden gerek ülke dışından göçlerle takviye olan Türk/Müslüman nüfusu Başiskele’yi 100 binin üzerinde bir noktaya taşımıştır.

CUMHURİYET DÖNEMİ

Başiskele/Bahçecik bölgesinin Osmanlı idarî sisteminde kimi zaman kazâ kimi zaman nâhiye olduğunu görmekteyiz. Cumhuriyet’in kuruluş döneminde de Kocaeli İli’nin İzmit Merkez İlçesi’ne bağlı 2 Bucaktan biri (diğeri Akmeşe) olarak pozisyonunu korumuştur. Bahçecik Bucağına bağlı köylerin bir kısmı 1930’lu yıllarda yeni kurulan İhsâniye Nâhiyesi’ne ve yerine kurulan Gölcük İlçesi’ne bağlanacaktır. 40’lı yıllarda İzmit’in bu kez 3 Bucağından (diğerleri Akmeşe ve Derbent) biridir. 50’lilerin başında Yeniköy’ün bir Mahallesi olan Yazlık ayrı bir Köy statüsüyle Bahçecik Nâhiyesi’ne bağlanır.

O dönemde Kullar Çuhane Mevkiindeki İzmit Mensucat Fabrikası, Bahriye Vekâleti’ne (Denizcilik Bakanlığı) tahsis edilerek Başiskele Sahilindeki sahaları yeniden düzenlenmiş (1925), Bahçecik’te su şebekesi tesis edilmiş (1933-34), Tütün Ziraatı Mıntıkası olarak belirlenen bölgede Seymen Batak Çukuru bu kapsamda Köycülük Kalkınma Programı’na dâhil edilmiş (1937) ve II.Dünya Savaşı’nın maddî zorluklarına rağmen Başiskele’den Karamürsel’e kadar 30 kilometrelik yol esaslı bir onarımla yeniden yapılmıştır (1940). Başiskele’den geçen 19 km’lik İzmit – Gölcük ve 5 km’lik Seymen – Bahçecik Şoseleri haricinde Bahçecik – Servetiye Yolu da Yol Mükellefiyeti Kanunu’na göre sık sık yöre halkına onartılıyordu.

Bucak merkezi Bahçecik’e elektirik ancak 1952 yılında gelebilmiş, 1955 yılında da yörenin ilk Belediyesi statüsü verilmiştir. Aynı yıl başlanan Bahçecik – İznik Yolu ise tamamlanamamış, Soğuksu’da planlanan Turistik Otel de siyasî çekişmelerden ötürü akamete uğramıştır (1965). O yıllarda Bucak içerisindeki yol ve patika menzil (yaya) mesafeleri şöyle hesaplanmıştır: Bahçecik & İzmit 3–3.5 saat, Bahçecik & Servetiye Câmi 2.5 saat, Bahçecik & Menekşe 4 saat, Bahçecik & Aytepe 4–5 saat, Câmidüzü & İzmit 5–6 saat, Döngel & İzmit 2–2.5 saat, Kazandere & İzmit 6–7 saat, Serindere & İzmit 6–7 saat, Servetiye Câmi & İzmit 6–7 saat, Tepecik & İzmit 5–6 saat, Yeniköy & İzmit 3–3.5 saat, Yuvacık & İzmit 2.5–3 saat. 1967 yılı Kocaeli İl Yıllığında Bucağa bağlı Muhtarlıklar ise şu şekilde sıralanmıştır: Aksığın Köyü, Başiskele Mahallesi, Camidüzü Köyü, Döngel Köyü, Fatih Mahallesi, Kazandere Köyü, Kılıçaslan Mahallesi, Serindere Köyü, Servetiye Cami Köyü, Servetiye Karşı Köyü, Seymen Mahallesi, Şehitekrem Mahallesi, Tepecik Köyü, Yeniköy, Yuvacık Mahallesi. Aynı yıl itibariyle Vapur Hatları iskelelerinin birbirine uzaklığı şöyle verimiştir: İzmit – Baş İskele 2.05 mil / 3.797 metre, İzmit – Seymen 2.07 mil / 3.834 metre, Başiskele – Seymen 1.3 mil / 2.408 metre, Başiskele – Kavaklı 3 mil / 5.556 metre, Seymen – Kavaklı 3.1 mil / 5.742 metre. İl Yıllığına göre elektirik 4 Beldede (Bahçecik, Döngel, Yeniköy, Yuvacık), telefon 3 Beldede (Bahçecik, Döngel, Yuvacık) bulunmaktadır. Ayrıca Bahçecik Merkezde otel (Yeşil Bahçecik) ve sinema salonu (Yüce) işletilmektedir.

Nâhiyenin ilk spor kulübü 1955’te (BahçecikGençlik), ilk ortaokulu 1956’te (Bahçecik Ortaokulu), ilk sivil toplum kuruluşu da 1967’de (Bahçecik Turizm ve Tanıtma Derneği) faaliyete geçmiştir. Nüfus ise 1935-40’larda Bucağa bağlı Köylerde yoğunluk kazanırken 1955-60’lardan sonra Bahçecik, Döngel, Kullar, Yeniköy ve Yuvacık gibi beldelerde ağırlık kazanmıştır. 1980 itibariyle Bahçecik 4.681, Yuvacık 4.465, Döngel 2.013 ve Yeniköy 1.221 nüfusa sahiptir. Yuvacık 1964’te, Kullar 1967’de, Döngel ve Yeniköy 1986’da Belediyelik olmuştur. 2000 yılında adı Döngel Belediyesi’nin ismi Karşıyaka olarak değiştirilmiştir.

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi, yöredeki depremler ve yıkım geleneğinin en acı hatıralarından biri oldu. Sadece Bahçecik’teki 2 Mahallede (Körfez ve Seymen) 500’e yakın kişi can vermiş ve 2.000’den fazla konut-işyeri ağır hasar almış yada yıkılmıştır. Bahçecik’in Deprem öncesindeki 11.033 olan nüfusu 8.563’e gerilemiş; Kullar’ın 17.104’e, Yuvacık’ın 12.101’e, Yeniköy’ün 5.797’ye ve Karşıyaka’nın ise 4.893’e ulaşmıştır. Deprem konutlarıyla birlikte Altınkent, Atakent, Aydınkent, Yeşilkent gibi yeni Mahalleler ihdas edilmiştir. 2008 yılında çıkarılan 5747 sayılı Kanunla da Bahçecik, Karşıyaka, Kullar, Yeniköy ve Yuvacık Beldeleri birleştirilerek Başiskele adıyla yeni bir İlçe oluşturulmuştur. İlçenin 2020 yılı itibariyle 37 Mahallesi ve 102.241 nüfusu bulunmaktadır.

NOT: Bu bölümler Bahçecik Tarihi (S.Pekin - M.Bayram, Berikan Yayıncılık, Ankara 2011) kitabı esas alınarak Süleyman PEKİN tarafından hazırlanmıştır.

BAŞİSKELE TANITIM VIDEO

mountainguide-home-playmountainguide-home-playHover
mountainguide-home-icon6
Translate »